Yüce Allah insanlar içinde değerli insanlar yarattığı gibi, zamanlar içinde de mübarek zamanlar yaratmıştır. Bu mübarek zaman dilimleri, dinlere ve toplumlara göre değişir. Mesela biz müslümanlar için günlerden Cuma, aylardan Ramazan ve haram aylar, gecelerden Kadir gecesi mübarek zaman dilimleridir. Zamana kıymet veren, o zamanda gerçekleşen olaylardır. İçinde bulunduğumuz, Hicri Takvimin ilk ayı olan Muharrem ayı yukarıda belirttiğimiz haram aylar içerisinde olması ve bir çok peygamberin hayatında çok önemli olaylara sahne olması yanında, biz müslümanlar açısından hicreti bağrında barındırması ve hicretin başlangıcı olması açısından da ayrı bir önemi vardır.
Hicret: İslam’ın üstüne çöken kara bulutları, müslümanlara üzerine gelen zulüm saldırılarını dağıtmak için, miladi 622 yılında Peygamber Efendimizin doğmuş olduğu ana vatanı Mekke’den ilahi bir emirle ayrılarak Medine’ye yapmış oldukları göçün adıdır.
Hicret basit bir göç hadisesi değildir. 13 yıl uğraşarak akıl almaz zorluklara katlanmasına rağmen, çeşitli sebeplerle mesajını Mekkelilerin büyük bir kısmına kabul ettiremeyen Rasulullah (sav) ve müşriklerin zulmüne artık dayanmayan ashabın yurtlarını, mallarını, anne baba, eş ve çocuklarını bırakarak Mekke’yi terk etmeleridir. Bu fedakarlığa katlanan sahabeyi yüce Allah şöyle müjdelemektedir: “Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde gidecek çok yerde bulur, genişlikte bulur ve kim Allah’a ve peygambere hicret etmek maksadıyla evinden çıkarda sonra kendisine ölüm yetişirse, muhakkak ki onun mükafatı Allah’a aittir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Hicret eden Muhacirleri, Medine’de Ensar karşıladı. Ensar, onlara her türlü yardımı yapan Medineli müslümanlara denir.Yani yardımsever insanlar. Peygamberimiz (sav)’de Muhacir ve Ensarı birbirlerine kardeş ilan etti Ensar, Allah için yurtlarını ve yuvalarını terk eden muhacirlere Allah için sahip çıktı.
Hicreti sadece tarihi bir hadise ve hatıra olarak düşünmek, hicretin hikmetini yeterince bilmemektir. Evet Hicret, bilinen ve özel anlamıyla, peygamberimiz ve beraberindeki müslümanların Mekke’den Medine’ye göçüdür. Oysa bu ne ilktir, ne de sondur. Hicreti iyi bilmek gerekir. Pekala nedir Hicret? Hicret Arapça bir kelime olup ayrılma, terk etme ve göç etme manalarına gelir.
Bu durumda hicreti bu günde yarında şu anlamıyla bilmeliyiz. Hicret dinimize göre günah, zulüm, kötü, yanlış olan ne varsa terk etmek, sevap, iyilik ve adalet ve doğru/luk olan ne varsa ona yönelmektir. Adaleti ikame etmek için güç toplayışına/toparlanmaya yürümektir. Hicretin ilk adımı küfrü terk etmek, iman etmektir. Sonra da ibadetlerimizi düzenli yapamadığımız iş ortamlarından, arkadaşlardan, günah ortamlarından ayrılmak, dinimizi rahat yaşayacağımız ortamları aramaktır.Ahlaken sahih ve salih bir kimliğe yönelmeliyiz. Sosyal hayatın bütün katmanlarında iyileşmenin yolunu aramalıyız. Herkes(im) günahlarını, kusurlarını herkesten iyi bilir. O halde hicreti şahsi hayatımızda gerçekleştirelim. Kötü düşünce ve davranışlardan iyiliklere, cimrilikten cömertliğe, korkaklıktan cesarete, kötü ahlaktan güzel ahlaka hicret edelim. Çünkü hicret samimiyettir, fedakarlıktır.
Hicret, daha iyi olmak için, toparlanmak için şeytana/şeytani olan her şeye karşı rahmani bir kalkış için toparlanmaktır.